Bir kez daha su 

“Su gibi aziz ol” deyimini hiç detaylı düşündünüz mü? Suyun bizim için ne kadar hayati olduğunu, bir nevi hazine olarak değerlendirilebileceğini söylesem, eminim şaşırtıcı olmaz. İnsan vücudu nasıl su olmadan yaşamını devam ettiremezse suyun olmadığı bir gezegende de yaşam mümkün değil. Özetle; evet su yaşamsal bir ihtiyaç fakat sadece insan için değil, tüm canlılar ve ekosistem için… Suyun değerini biliyoruz, peki onu ne kadar koruyoruz? 

Geçtiğimiz haftalarda 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nden bahsetmiş ve bu yılın temasının su olduğunu belirtmiştim. Her yıl 150’den fazla ülkede etkinliklerle kutlanan bu özel günün bu seneki ana teması hayat kaynağımız olan suya adandı. Verilen mesaj ise, “Su hayattır, su gıda demektir”. Bu mesajla Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında tarımın doğduğu topraklarda, Şanlıurfa’da suyu bir kez daha konuştuk. 

Kimseyi geride bırakmadan 

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ve Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliği ile düzenlenen bu kıymetli günden önemli notları sizlerle de paylaşmak istiyorum. Dünyadaki içilebilir tatlı su kaynağının ortalama yüzde 70’i tarımda kullanılıyor. Ülkemizde ise son raporlara göre bu oran, sulama teknolojisinde yetersizlik ve plansızlık yüzünden yüzde 75-82 oranına kadar çıkıyor. FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık’ın vurguladığı gibi su aynı zamanda bir eşitlik meselesi, kadın ve kız çocukları bu durumdan doğrudan etkilenen gruplar arasında… Açlığa son verilmiş bir dünya için, kimseyi geride bırakmadan sulamada iklim dostu çözümler aramak gerekiyor. Şanlıurfa’nın su tüketimi tek başına diğer 80 ilin toplam kullanımına eşit ve üzerinde çok düşünülmesi gereken bir konu. Bir günde yediğimiz besinlerin toplam üretimi için kullanılan su karşılığı ortalama 3 bin litre yani 3 ton olduğunu da hatırlatmakta fayda var. 

Kişiye özel beslenme reçetesi gibi 

Etkinlik kapsamında, su yönetimi konusunda yenilenebilir enerji kullanımı imkanları, güneş pilli kanalüstü sulama pilot projesi, iklim dostu çözümler gibi yenilikçi yaklaşımlar ele alındı. 

Örneğin, razi robotu gibi hem toprağı iyileştiren hem sera gazı ölçümü yapan yerli buluşlarımızı dinlemek geleceğe dair umut vericiydi. Prof. Dr. Mehmet Şenbayram’ın konuşmasında altını çizdiği gibi drone ve akıllı sulama sistemleri ile bitkilerdeki hastalıklar da erken teşhisle yüzde 98 oranında tespit edilebiliyor. 

Topraktaki azot döngüsüne destek moringa üretimine gönül vermiş, kooperatifleşmiş ‘Cumhuriyet Kadınları’ ise bir kez daha kadının gücünü ve kooperatifçiliğin önemini hepimize bir kez daha hatırlattı. Güneş pilli kanal üstü sulama pilot projesi dinlediğimiz çözümlerden bazıları… Dijital tarım ile gübreleme ve sulamanın verimi artırmaya yardımcı olduğu ve toprağı  iyileştirildiği de unutulmamalı. Bu durumu aynı kişiye özel beslenme reçetesi gibi tanımlayabiliriz; toprağa, mevsim şartlarına uygun üretim ve gübreleme toprak sağlığını koruyor. 

GAP projesi tamamlandığında bitki bazlı protein olarak yağlı tohum ve baklagillerin üretiminin artacağı da umut verici haberler arasında. Tarımsal verimliliğin artırılması ve çiftçilik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi, kırsal nüfusun dışa göç etme eğiliminin en aza indirilmesi ve ihraç edilebilir ürünlerin üretilmesine katkı sunulması hedefleniyor. 

“Su gibi aziz ol” deyimini bir kez daha hatırlatarak, yazımı tamamlamak istiyorum: 

Su hayattır, su azizdir.
Su kutsaldır. O bir hazinedir.
Su gıdadır, su yaşamdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx