Prof. Dr. Suphi Saatçi, Mimar Sinan’ın keşfedilmemiş yönlerini anlattı Açıklaması

Türk mimarlık tarihinin en büyük simgesi olarak kabul edilen Mimar Sinan hakkında bugüne kadar 10’a yakın eser kaleme alan Prof. Dr. Suphi Saatçi, “(Mimar Sinan’ın) En beğendiğim tarafı dik duruş sergilemesi, meslek ahlakına sahip olması. Bugün en çok ihtiyacımız olan da meslek ahlakı. Meslek ahlakı olsaydı depremde bu kadar sıkıntı yaşamazdık.” dedi.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suphi Saatçi, “Mimar Sinan’ı Anma ve Mimarlar Günü” dolayısıyla AA muhabirine, Mimar Sinan’ın mimari ve mühendislik zekasını, inşa ettiği yapılarında hala keşfedilmemiş yönlerinin olduğunu anlattı.

Saatçi, Türk mimarisinin tarihte camii ve Türk evi örnekleriyle zirvede olduğunu belirterek, tüm araştırmalarını bu kapsamda sürdürdüğünü söyledi.

Mimar Sinan’ı incelendikçe başka bir derya bulduğuna işaret eden Prof. Dr. Suphi Saatçi, “Bütün zamanların en büyük mimarı olan Mimar Sinan’ın önemli bir mektep olduğunu, hala bize mimarlığı öğrettiğini öğrencilerimize anlatıyorum. Onları sürekli Mimar Sinan konusunda çalışmaya, tanımaya yönlendiriyorum. Hatta bazı derslerimizi Süleymaniye’de, Mihrimah Sultan Camisi’nde yapıyoruz.” diye konuştu.

“İstanbul’u 16. yüzyılda suya kavuşturmuş”

Saatçi, Mimar Sinan’ı her daim dünyaya tanıtmaya çalıştıklarını dile getirerek, “Evrensel mimariye mesaj vermiş böyle bir mimarın bizim toplumumuzdan çıkmasından gurur duyuyorum. Gelecek için de umut veriyor. Geçmişte böyle bir mimar yetiştirmiş toplum, gelecekte de her alanda yine birinci olan şahsiyetler yetiştireceğine inanıyorum. Umudumuzu kaybetmeyelim. Gerçekten de bilim ve teknoloji alanında ne kadar çok çalışırsak çocuklarımızın, dünyayı ne kadar tanırsa o kadar başarılı olacaklarına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Mimar Sinan’ın doğum ve ölüm yılı tartışmalarına değinen Saatçi, şunları kaydetti:

“Mimar Sinan’ın hangi tarihte doğduğunu bilmiyoruz. Ama kesin ölüm yılını biliyoruz. Çünkü Mimar Sinan’ın mezar kitabesini yazan Sai Mustafa Çelebi, ölüm tarihini düşünmüş ve 996 hicri olarak göstermiş. 996 hicri de 1588’e tekabül ediyor. Yılla uyuyor ama hangi gün hangi ay olduğunu bilmiyoruz. Mimar Sinan’ın doğum tarihi üzerine hala çok yanlış bilgiler var. 1490’da doğduğu söyleniyor, 1490’da doğmuş olsa 1588’de aşağı yukarı 100 küsur yaşında olacak ve hala mimar başı görevinde. Ayrıca 1512’de devşirilmiş. Yavuz Sultan Selim tahta çıktığı zaman kendisi söylüyor. Eğer 1512’de devşirilmişse doğum tarihi 1492 ise 22 yaş eder. 22 yaşında bir çocuğu devşirseniz ne kadar iyi yetiştirirsiniz bilmiyoruz ama devşirmenin ideal yaşı 10,11,12.”

Suphi Saatçi, Mimar Sinan’ın sadece mimar değil mühendislik birikimine de sahip olduğuna dikkati çekerek, “Zaten mühendislik birikimi sayesinde strüktürel açıdan sağlam kubbeleri yapabilmiş. Mühendislik yapıları olan su kemerleri, köprüler, günümüze kadar gelebilmiş. 16. yüzyılda Osmanlı’nın medeniyet tarihinde büyük bir projeye imza atmış Kırkçeşme su tesisleri. Mühendislik birikimiyle 55 kilometre mesafeden İstanbul’a binde bir meyille su sevk etmiş. Bunun için büyük anıtsal su kemerleri, büyük havuzlar yapmış. İstanbul’u 16. yüzyılda suya kavuşturmuş.” dedi.

“Sinan en mükemmel organik mimari örnekleri vermiş”

Bir mimar olarak “Mimar Sinan bazı yapılarını neden böyle yapmış?” sorusunu sürekli sorduğunu ve araştırmalarına devam ettiğini söyleyen Saatçi, şu bilgileri verdi:

“Mesela Tahtakale’de Rüstem Paşa Camii var. Adeta bir çini müzesi sayılır. O bölge çok yoğun bir ticaret merkezi. Rant yüksek bir yer. Orada camii yapmak akıl işi değil ama Rüstem Paşa, orada camii yapmasını isteyince muhtemelen direnmiştir Sinan. İkna etmeye çalışmıştır ama veziriazam olunca ikna etmek mümkün değil. Sinan da gerçekçi ve faydacı bir yaklaşımla camiyi yukarı almış, altında han ve dükkanları tasarlamış. Bu çok güzel akıllıca bir mimari tasarım. Mimar Sinan sihirbaz değil ama neler düşünebilmiş, anlıyorum. Bu yerde en akıllı iş, bu şekilde bir tasarım yapmak ve camiyi yukarı almak. Bunun gibi meyilli arazilerde çok mükemmel çözümler üretmiş. Mimari açıdan biz de öğrencilerimize proje yaptırırken konuşuyoruz ‘arazinin meyillinden yararlanın çocuklar’ diye. Zorlamaya gerek yok araziyi doldurup düz yapmak akıl karı, sağlıklı değil. Arazinin doğal uyumuna uymak, az masrafla işi halletmek buna organik mimari diyoruz. Sinan en mükemmel organik mimari örnekleri vermiş.

Süleymaniye’de mesela medreseleri, kademe kademe aşağı indirmiş. Yani araziye çok güzel bir uyum sağlamış. Sokullu’nun Kadırga’da yaptırdığı camide bir şaheser yaratmış. O kadar dik meyilli alanı, aşağı yol katından giriş vermiş ki onu görünce insan şahane bir perspektif yaratıyor. Kubbe içinde kemeri görebiliyorsunuz. Yükselince sanki ilahi bir yolculuğa çıkıyormuş gibi insan kendini hissediyor. Her eseri ele alırsanız Mimar Sinan’da daha neler ortaya çıkar. Ömrümüz yettiğince bizden sonra gelenlerin Mimar Sinan aşkı, sevgisiyle yetişmesi için çocukları hedefliyorum, önemsiyorum. Onların içinden de bir tane Sinan çıkarsa yine bizim için önemli kazanç olur. Bir Sinan daha çıkarsa o da bizi birkaç yüzyıl idare eder.”

“Mimar Sinan bitmeyen bir senfoni gibi”

Prof. Dr. Suphi Saatçi, Mimar Sinan’ın restorasyonu sayesinde Ayasofya’nın bugün hala ayakta kaldığını vurgulayarak, “Mimar Sinan’a ne kadar yaklaşırsak o kadar şey öğrenmiş oluruz. Onun yol göstericiliği, bize örnek olacaktır. En beğendiğim tarafı da dik duruş sergilemesi meslek ahlakına sahip olması. Bugün en çok ihtiyacımız olan da meslek ahlakı. Meslek ahlakı olsaydı depremde bu kadar sıkıntı yaşamazdık. Günümüzdeki mimarlık imkanlarının, inşaat tekniklerinin gelişmesi sonucu daha iyi işler yapabiliriz. Mimarın görevi, dünyayı güzelleştirmektir. Dünyaya harabe bırakmak değildir. Yaşananlardan iyi şekilde ders almamız gerekiyor.” değerlendirmesini yaptı.

Mimar Sinan’ın eğitim sistemi içerisinde bitmeyen bir mektep olduğunun altını çizen Saatçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mimar Sinan bitmeyen bir senfoni gibi. Dolayısıyla Sinan ve Sinan sonrası mimariyi incelersek gelenekten gelen mimarimizi geleceğe taşımak konusunda birtakım çıkış yolları bulabiliriz. Bugün kapitalist zihniyet neticesinde betonarmeye mahkum olmuşuz. Başka bir yapı malzemesi yokmuş gibi davranıyoruz. Bu kadar üniversitemiz, kimya mühendislerimiz, laboratuvarlarımız var, geleneksel malzemelerimizi taş olmasa da kerpiç, tuğla gibi malzemeleri daha çağdaş, dayanıklı şekilde neden üretmeyelim? Ülkemiz deprem bölgesi, aklımızı başımıza devşirmemiz gerekiyor. Sinan da bu konuda bize önemli bir yol gösterici. Rahmetle, minnetle anmak istiyorum. Nice Sinan’lar yetişir inşallah diye düşünüyorum.”

Aralarında “Mimar Sinan”, “Mimar Sinan – Bir Osmanlı Mucizesi” ve “Marmara’nın Mimarı Sinan” eserlerini araştırmacıların istifadesine sunan Saatçi, son olarak Fatih Belediyesi işbirliğiyle çocuklara yönelik resimli “Mimar Sinan Gezi Rotaları”, İstanbul Valiliği himayesinde “İstanbul ve Mimar Sinan” kitaplarını kaleme aldı. Saatçi, yakın zamanda ise “Osmanlı Medeniyeti ve Mimar Sinan” ile “Payitahttan Payitahta Mimar Sinan” çalışmalarını okurla buluşturacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir